Yaygın anksiyete bozukluğu yaşam boyu %6-9 oranında görülmekte olup kadınlarda yaklaşık 2.5 kat daha sıktır. Genetik geçiş oranı %30’dur. İnsanların bu soruna yatkın olabilecek belli başlı nedenler arasında, sinirlilik, depresyon, engellenme eşiği düşüklüğü sayılabilir. Yakın dönem yaşam olayları görülme sıklığı anksiyete bozukluğu olmayanlara göre daha fazladır. YAB olan kişiler günlük yaşam olaylarında daha düşük düzeyde sorun çözme becerisi gösterirler.
Yaygın anksiyete bozukluğunu (YAB) anlamak için öncelikle endişe ve kaygı kavramlarına bakmalıyız.
Endişe; bilişsel bir süreçtir. Zihinde oluşur. Endişe, zihinsel olarak gelecekte muhtemel olumsuz sonuçlar meydana gelmesini beklemek ve buna hazılanmak ile ilgilidir. Endişeler tipik olarak “ya … olursa” soruları ile başlarlar. Endişe gelecek hakkındaki düşüncelerdir. Geçmişteki bir konu hakkında endişeleniyor olsanız bile, endişelendiğinizde olayın gelecekteki uzantısı ile ilgilisinizdir. Olabilecek kötü şeyler üzerine odaklanılır. Endişeler sonucu öngörülemeyen, yeni ve durumun kendisinin iyi tanımlanamadığı belirsizlik durumlarında tetiklenir. Herkes zaman zaman endişelenir ve bu tamamen normaldir. Endişenin sıklığı, ciddiyeti, aşırılığı ve kontrol edilemezliği problem yaratır.
Kaygı; Endişeler zihinde olup biterken, kaygı bedende meydana gelir. Kaygı insanların tehlikedeyken ya da kendilerini tehdit altında hissettiklerinde deneyimledikleri bir fiziksel duyumun genel adıdır. Otonom sinir sisteminin hiperaktivasyonuna bağlı kalp hızının artması, solunum değişikliği, midede rahatsızlık hissi, titreme, terleme gibi duyumlar hissedilir. Bu sisteme “savaş ya da kaç” yanıtı denir. Kaygı ile bedensel duyumlar aslında bedeninizin tehlikeye karşı harekete geçmeniz için fiziksel olarak hazırlanma yoludur. En önemli hayatta kalma düzeneklerimizden biridir. Kaygı ile ilgili problem tehlike altında olduğunuzu düşündüğünüz her durumda tetiklenir gerçekten tehlike olmasa bile.
Semptomlar
Yaygın anksiyete bozukluğunun temel belirtisi kaygı değil, günlük olaylar ile ilgili aşırı kontrol edilemez endişedir. En az 6 ay süreyle hemen her gün ortaya çıkan, bir çok olay ya da etkinlik hakkında aşırı endişelenme ve kuruntu (kaygılı beklentidir) vardır. Kişi bu kuruntularını denetim altına almakta güçlük çeker. Bu kuruntulara aşağıdaki 6 belirtiden 3’ü eşlik eder ve son 6 ayın çoğu gününde bulunmuştur. Bu belirtiler belirgin biçimde işlevsellikte bozulmaya neden olur.
- Kendini huzursuz ya da diken üstünde hissetme
- Kolaylıkla yorulma
- Konsantre olma ya da zihnini boşaltmada güçlük
- Sinirlilik
- Kas gerginliği
- Uyku bozuklukları
Tedavi
Tedavide ilaç tedavisi ve BDT etkin şekilde uygulanmaktadır. Özellikle ilk dönemde ilaç tedavisi ile hasta bir rahatlama sağlar ve sonrasında BDT ile hastalıkla baş etme becerileri geliştirir ve öğrenir. BDT’nin özellikle hastalığın yenilenmesinin önlenmesi noktasında ilaç tedavilerine göre çok daha etkilidir. BDT kaygının yarar ve zararları konusundaki düşüncelerinizi tanımanız, işlevsel ve işlevsel olmayan kaygılarınız arasındaki farkı tanımanıza yadım eder. Kaygılandığınız konulardaki düşünce ve aktivitelerinizden kaçınma davranışlarınızın nasıl üstesinden gelebileceğinizi öğretir. İlk aşamada hastanın semptomlarında hafif bir rahatlama sağlamaya odaklıdır. İkinci sırada hastaya çarpık otomatik düşüncelerini nasıl fark edebileceğini öğretmeye odaklıdır. Üçüncü aşama çarpık düşüncelerine mantık, akıl yürütme ve deneysel test yoluyla nasıl tepki vereceği konusunda eğitmeye yöneliktir. Dördüncü aşamada hasta temel kaygılarının altında yatan uzun soluklu işlevsizleştirici varsayımlarını tanımlar ve değiştirir.



