Uykusuzluk toplumun %10-15’inde kronik olarak yaşanan sık görülen bir durumdur. Tıbbi ve psikiyatrik hastalıkların olan kişilerde uykusuzluk daha ısrarcı bir şekilde görülmekte ve yaşam kalitesini uzun süreli düşürmektedir.Uyku bozukluğu ileri yaştaki erişkinlerde depresyonun tekrarlaması için bağımsız bir risk faktörüdür. BDT üzerine yapılan çalışmalarda psikiyatrik eş tanılı hastalarda bile uyku süresinde kalıcı artışlar ve uykuya dalma süresinde kısalmalar elde edildiği görülmüştür. 

BDT Bakış Açısı ile Uykusuzluk

Uykusuzluk nedeninden bağımsız olarak ortaya çıktığında, uyku bozukluğu ile ilgili bilişler sorunun kötüleşmesine ve uzamasına sebep olabilir. Uykuya dalmakla ilgili endişeler, uyku ile ilgili aşırı uyarılmışlık, uykuyu bozan günlük endişelerin geride bırakılamaması bu bilişlere örnektir.

Uyku ile ilgili uyumu bozan bilişler uyanıklığı arttırarak uyku örüntüsünü etkileyebilir.

Kötü uyku hijyeni, düzensiz uyku ve uyanma zamanları, gündüz uyuklama gibi davranışsal  uyku bozuklukları uykusuzlukta önemli rol oynar. Davranışlar uyumu bozan bilişlerden olumsuz etkilenir.

Uykusuzluk sadece gece ile ilgili değildir. Yetersiz uyuyan kişilerin gün içerisinde de uykusuzlukla ilgili belirtileri mevcuttur. Duygusal belirtiler( sinirlilik, gerginlik, kaygı) bilişsel belirtiler( bellek ve dikkat sorunları, endişe ve ruminasyonlar) davranışsal belirtiler (kaçamak uyku, işten geri kalma) kişilerarası belirtiler bulunur.

Yapılan çalışmalarda farmakoterapi alıyor olmak  işlevsel olmayan düşünceleri arttırdığından değişime engel olduğu, uzun dönemde sadece BDT’nin etkinliğinin daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Fakat burada kastedilen hasta grubunun birincil bozuklukları kısa süreli uyku kaybından etkilenmeyecek gruplardır.

Tedavide uyku alışkanlıkları, psikoeğitim, uyku hijyeni, yaşam tarzı değişiklikleri, gevşeme eğitimi, uyarıcı kontrolü, uyku kısıtlanması ve bilişsel yeniden yapılandırma uygulanmaktadır.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz